
Bugün 11 Eylül 2001'de Dünya Ticaret Merkezi'ne kimler tarafında yapıldığı hala belli olamayan saldırılar 9'uncu yıldönümü.
New York'da 107 katlı İkiz Gökdelenlerin yerle bir olduğu "sıfır noktası"nda düzenlenecek törende yaşamını yitiren 2 bin 752 kişinin isimlerini bu yıl yakınları ve gönüllüler okuyacak. Saldırıların ardından her yıl düzenlenen anma törenlerinde olduğu gibi bugün de iki uçağın gökdelenlere çarptığı anda saygı duruşunda bulunulacak. Manhattan'ın güneyindeki Dünya Ticaret Merkezinin İkiz Gökdelenleri ve Amerikan Savunma Bakanlığına (Pentagon) yolcu uçaklarıyla girişilen saldırıların 9. yıl dönümünün gecesinde, kurtarma operasyonlarının anısına 88 ışık yakılacak. Törenlerin değişmeyen sorunu ise yıkılan Dünya Ticaret Merkezinin yerine dikilecek gökdelenlerin bitmeyen inşası. Avukat Barry LePater, yetkililerin sıfır noktasının yeniden inşası konusundaki başarısızlığının her yıl New Yorkluları daha çok öfkelendirdiğini belirtti. Dünyanın en yüksek binalarından birisi olacak "Özgürlük Gökdeleni"nin inşası 25 tonluk iki dev kirişin konulmasıyla 2006'da başlasa da bir üniversitenin yaptığı kamuoyu yoklamasına göre gökdelenin ancak saldırıların 10. yıl dönümüne yetişmesini bekleyenlerin sayısı oldukça fazla.
11 Eylül saldırıları dünyanın kaderini değiştiren yüzyılın provokatif olayı olarak değerlendiriliyor. Çünkü olayın failleri 8 yıl geçmesine rağmen bulunamadı. ABD, bu saldırıları bahane ederek İslam dünyasına saldırılar düzenledi. Afganistan'a girdi, Irak'ı işgal etti. Bu yıllar içerisinde İslam dünyası en büyük acıları yaşadı. Bu tarihten sonra Guantanamo denen açık cezaevi dünya tarafından duyulmaya başlandı. Dünyanın heryerinden Müslümanlar bu açık cezaevine CIA'nın gizli operasyonlarıyla taşındı. Sorgulandılar, saldırıları kabullenmek zorunda bırakıldılar. Sivil bir mahkemeye bile çıkarılmadılar buradaki suçsuz insanlar. Kimileri işkencelerde öldü, kimileri yıllar sonra dışarı çıkarıldı. Irak ve Afganistan'daki işgallerde yüzbinlerce insan hayatını kaybetti, milyonlarca insan göç etmek zorunda kaldı. Savaş hala bölgede can almaya devam ediyor. İşgaller hala sürüyor. Ve her geçen gün savaş mağduru insan sayısı artıyor.
VE U2 İSTANBUL'DA...
Dünyaca ünlü rock grubu U2, “360 Tour” adlı turne kapsamında konser vermek üzere İstanbul'a geldi. İstanbul'da 3 gün geçriecek olan grup elemanlarının programı da bir hayli yoğun.U2 önce Boğaz Köprüsü'de yürüyecek. Ardından grubun solisti Bono ise Erdoğan'la Dolmabahçe Sarayı’nda görüşecek.Özel uçakla Atatürk Havalimanına gelen grup, hayranları tarafından çiçeklerle karşılandı.Hayranlarıyla fotoğraf çektiren ve imza dağıtan grup üyeleri, çok uzun süredir gelmek istedikleri Türkiye'de bulunmaktan duydukları mutluluğu dile getirdi.U2 üyeleri, hayranlarının sevgi gösterileri arasında kendilerine tahsis edilen araçlarla havalimanından ayrılarak kalacakları otele gitti.U2, Live Nation tarafından Pozitif ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı işbirliğiyle, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansının katkılarıyla 6 Eylülde Atatürk Olimpiyat Stadında düzenlenecek konserde Türk hayranlarıyla buluşacak.Grup, Türkiye'de bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük stadyum konserine imza atacak
Hürriyet Video'larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!
HALİÇ'te YAŞAYAN SİMONLAR
Hanefi Avcı: Ben Sadeleştirdim Bile!...
Yükleyen analizmerkezi-com. - Son dakika haberler
Emniyet Teşkilatının efsanevi ismi, Susurluk sürecinde cesur duruşuyla gerçek bir kanun adamı tavrı gösteren Hanefi Avcı yine doğru bildiklerini söylemeye devam ediyor. Ucunun kime dokunduğuna bakmadan, yalnızca ülkesine karşı vicdani sorumluluğunu yerine getirmek için son dönemde yaşananların iç yüzünü kamuoyuna açıklıyor.
Kitap iki bölümden oluşuyor. Devlet başlıklı ilk bölümde, yıllarca devlete hizmet etmiş bir güvenlik görevlisi olarak geçirdiği fikirsel dönüşümü, bu dönüşüme neden olan olayları okurlarla paylaşıyor. Bu fikirsel dönüşümün sonucunda Avcı artık, uzun yıllar mücadele ettiği, sisteme muhalif grupların demokratik ve sağlıklı bir sistemin olmazsa olmazı olduğuna, farklı fikir ve düşüncelerin topluma zarar değil, ancak bir zenginlik katacağına, güvenlik sorununa indirgenen Kürt sorununun ancak demokratik hak ve özgürlükler alanının genişletilerek siyasi yollarla çözümlenebileceğine ve ordunun batılı ülkelerde olduğu gibi siyasetin dışında kalarak güçlü bir ordu olabileceğine inandığını açık yüreklilikle ifade ediyor. Avcı, bu kitabı yazmaktaki önemli amaçlarından birinin, böyle köklü bir değişim yaşamasına neden olan mesleki tecrübelerini aktararak, çok geniş bir kriminal yelpazede çalışmış olmanın verdiği donanımla kendinden sonra geleceklere yol göstermek olduğunu belirtiyor.
Cemaat başlıklı ikinci bölümde ise Avcı devletin çeşitli kurumlarına nüfuz etmiş cemaat yapısının son zamanlarda meydana gelen olaylardaki (özel yetkili mahkemelerin sürdürdüğü tahkikatlardan, telefon dinlemelerine, vs.) rolünü ortaya koyuyor. Cemaatin polis, ordu, MİT, jandarma, yargı ve diğer devlet kurumları içerisinde ayrı bir hiyerarşik örgütleme kurarak ve bu teşkilatların sistemlerini bozarak çalışmalarını engellediğinden, üstüne üstlük bu teşkilatların personeli arasında ayrım, güvensizlik ve düşmanlık yaratarak kurumları içerden ve tamir olunmaz biçimde yaraladığından bahsediyor. Bugün özellikle özel yetkili mahkemelerce yürütülen tahkikatların, arka planda cemaatin talimatı ile Emniyet İstihbarat Şubesindeki unsurları ve cemaate bağlı savcılar desteği ve zorlaması ile yürütüldüğüne, yürütülürken hukuksuz işlemlerin yapıldığına dair ciddi emareler olduğunu iddia ediyor. Tüm bu iddialarını, delilleriyle sağlam bir zemin üzerine inşa ediyor.
Avcı kitabın başlığında iki metafor kullanıyor; bunların devlet görevlilerinin, belli bir ideoloji etrafında örgütlenmiş grupların ve genel anlamda toplumun zihniyetini tanımlayabilmek için ne kadar isabetli bir biçimde seçilmiş olduğunu kitabı okuyup bitirdiğinizde anlayacaksınız. Görünen değil, perde arkasındaki gerçekleri merak ediyorsanız Emniyet teşkilatının güvenilir ve öncü ismi Hanefi Avcı’nın dürüst ve cesur sesine kulak verinHanefi Avcı, meslek hayatına 1976 yılında Mut ilçe Emniyet Komiserliği görevi ile başladı. Daha sonra İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü, KOM Dairesi Başkanlığı ve Edirne Emniyet Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Avcı, halen Eskişehir Emniyet Müdürü olarak göre yapmaktadır. 2006 yılında TASAM’ın Stratejik Vizyon Sahibi Bürokrat Ödülü’nü kazanmıştır. Avcı, Emniyette teknik-elektronik istihbaratın kurucusu olarak bilinir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


